Üniversite sınavına tekrardan hazırlandığım sene aklıma gelen bir Web projesi ile aslında yazılım alanında neler yapılabilir diye araştırarak bu dünyanın bir parçası olmaya başladım.  

Yapmak istediğim proje bir websitesi olacağı için öncelikle “Websitesi nasıl kurulur?” bunu öğrenmem gerekiyordu. Şanslıyım ki alanında yetkin insanlardan biri olan Baran Somaklı ile daha aynı üniversitede okuyacağımızı bilmeden önce tanışarak, keyifli bir arkadaşlığın temelini bu vesile ile atacaktık. O zamanlar kendime ait bir bilgisayarımın olmayışı ve teknik açıdan pek yeterli olmayan geliştirme ortamına rağmen, Baran sayesinde HTML ve CSS gibi temel yapıları öğrenmeye başlayacaktım.



Bu öğrenme süreci daha sonra Yazılım Mühendisliği tercihi ile birleşerek hayatımın geri kalan zamanında  “X nedir? What is Y? How Z works?” gibi sorularla sonsuza uzanacak bir yazılım geliştirme serüveninin bir başlangıcı olacaktı.  

Hayatımın son 3 yılını aktif olarak kendimi yazılım alanında tanıyıp, içinde bulunmak istediğim ortamın yapı taşlarını oluşturmak ve teknik açıdan sağlam bir temel atarak bu alanda neyi isteyip neyi istemediğimi keşfetmek için ayırdım, hala daha keşfetmeye çalışıyorum.

Bu yazıyı hem ileride yapacaklarıma ışık tutması adına, hem de bu süreçte geriye dönüp kaydettiğim ilerlemeyi açık bir şekilde gözlemleyebilmek için yazıyorum. 

Hayatının neredeyse tamamı soyut verilere, karşılaştırmalara ve bunlardan çıkan sonuçları anlamlandırmak üzerine kuran biri olarak, mükemmel bir gelişim ve değişim sürecinin tanığı olacaksınız. Aynı zamanda bu tarafta sadece olayları gözlemlemekle kalmayıp, süreç içinde oluşacak her adım için bir itici güç ve tamamlayıcı bir faktör olacaksınız. 

Yazılım öğrenmeye karar verdiğim zaman ilk karşılaştığım zorluklardan biri Türkçe kaynakların bu alanda yetersiz olmasıydı. Şanslıyım ki İngilizce seviyem en azından orta seviye dersleri veya dökümanları anlamaya yetiyordu. Aynı zamanda karşılaştığım sorunları basit araştırmalar yaparak o alanda üç aşağı beş yukarı fikir sahibi olabiliyordum.

Aslında elinizin altında Youtube gibi derya deniz bir kaynak varsa, yumurta yapmaktan tutun da karmaşık bir veritabanı sistemi kurmaya kadar her şeyi öğrenebilme şansınız var. Başlangıçta dil bariyerine takılmadan, Türkçe eğitim içeriği üreten kişiler aracılığıyla ufak bilgi parçalarını da burdan toparlayabiliyorsunuz. Fakat zaman geçtikçe insanlar bu alanda ticari kaygıları ile içerik ürettikleri için, üretilen içeriklerin kalitesi de bununla paralel bir şekilde düşüyor. Gerçekten bir dilde yetkinlik kazanmak istediğinizde Youtube’da bir elin parmağını geçmeyecek ufak bir içerik üretici topluluğu bulunuyor. Fakat uzun süre ve düzenli bir şekilde ve belki de baştan sonra takip edebileceğiniz bir kaynak yok. Hal böyle olunca evet herkes bir şeyler biliyor ve bir şeyler öğretmeye çalışıyor ama herkesin yaklaşımı farklı. Ve bu yaklaşım farklılığı daha yazılım öğreniminin en başında “Acaba hangisi doğru? Ben hangi şekilde yazmalıyım?” sorularını da peşinden getiriyor. 

Yazılım öğrenmek istediğinizde kafanızı çevireceğiniz ve araştırırken mutlaka karşılaşacağınız diğer bir platform Udemy olacaktır. Bu tarafta benim şimdiye kadar deneyimlediğim en önemli şeylerden biri eğitmenin dile ne kadar hakim olduğu, dilin inceliklerini karşı tarafa ne kadar aktarabildiği oldu. Günlük hayatında farklı bir dil yazıp, sanki karşıdaki insanın bu bilgiyi bildiğini varsayarak çoğu temel konu üstün körü anlatılıp geçiliyor. İlerleyen zamanlarda ise o küçük konu parçacıkları dilin derinlemesine inildikçe içinden çıkılmaz bir kuyuya dönüşüyor. 



Ana olay bir şeyi öğrenmek ve bu konuda uzmanlaşmak olduğunda, zaman her zamankinden daha kıymetli oluyor. Çünkü bir konuyu derinlemesine öğrenmek ve bu konudaki en ufak detaya hakim olabilmek için çok büyük bir emek harcamak ve bunu sürekli hale getirmek gerekiyor. 
Ben şimdiye kadar kendi öğrenim süreci motivasyonumun başkalarına da bu bilgileri öğretmek için çabalamak ve bunun da sürekli devam eden bir döngü şeklinde olması gerektiğini farkettim. 

Geçtiğimiz yıllarda yakın arkadaşım Onur Akçınar’la aramızda geçen bir muhabbet sırasında bana “docendo discimus”’un anlamını bilip bilmediğimi sormuştu. Docenco discimus, öğretirken öğreniriz anlamına gelen Latince bir deyişmiş, ben de o gün orada öğrenmiştim. Hatta çoğu üniversitenin motto olarak edindiği bir söz öbeğiymiş.

Aslında içinde olmak istediğim döngünün, hayal ettiğim geleceğin büyük bir kısmını oluşturan en önemli noktalardan biri de bu deyişin hayatımla çok fazla örtüştüğünü gördüğümde olmuştu. Farketmeden de olsa zaten günlük hayatımda, ürettiğim içeriklerde ve kurduğum ilişkilerde de bu yönümü sürekli kullandığımı farkettim. Öğren, öğret, tekrar et.




Annem ve babamın öğretmen olması bence hayalimi gerçekleştirmek için sahip olduğum en büyük avantajlardan biri. Farklı bir konuda uzmanlaşırken en ince detayına kadar öğrenmeyi ve bunu başkalarına aktarmayı ben onlardan öğrendim. Bir şeyi böyle yapma demek ile bunu böyle yaparsan şu gibi sonuçları olur demenin arasında dağlar kadar fark var. 

Şimdiye kadar satırlarca bu hayale gelen yolu sizlere aktarmaya çalıştım. En azından bu hayalin yapı taşları nasıl oluştu, elde edilmek istenen sonuç ne, neden böyle bir yoldan gideceksin gibi soruları minimuma indirmek benim için de iyi olacaktır. Amacımın ne olduğunu bilmek, uzun vadede bu hayalin bir parçası olmak isteyenlerin de katılımını kolaylaştıracağını düşünüyorum. 

iOS programlama tarafında uzun bir süre ümitsizlik içinde çalışmaya devam ettiğimde aslında sıkıntının benden bağımsız olduğunu anlamam epey uzun bir zaman almıştı. Başlangıçta bir bilginiz olmadığı için haliyle kaynakların kalitesini de anlayamayıp, “Acaba sorun bende mi?” diye sürekli sorguluyorsunuz. Belli bir noktadan sonra bu sorgu yerini ümitsizliğe bırakıyor ve bir şekilde kendinizi toparlayamıyorsunuz. 

Uzun bir süre bu durumu yaşayan biri olarak, diğer insanlara göre rekabet avantajı düşük ve farkındalığı nispeten daha az olan insanlara bir ışık olma fikri beni çok heyecanlandırıyor. Başta iOS programlama dikeyinde, daha sonra da yazılım alanında içerik üreterek değer yaratmak, ilham olmak istiyorum. 
Öncelikli hedefim yeni gelişen teknolojilerden biri olan SwiftUI, daha sonra da baştan sona kadar rehber gibi kullanabileceğiniz iOS programlamaya dair geniş çapta bir yazı dizisi oluşturacağım. Sağlam bir kurguda Python ya da Javascript tarafında da ilerlemeyi planlıyorum ama şu an odağım iOS tarafında olacak. 2020’den itibaren de gerek kodlama canlı yayınları, gerekse de burada ürettiğim yazılı içerikleri video tutoriallar şeklinde Berke Yağız Sevim Youtube kanalında paylaşacağım. Daha çok öğrenecek ve başkalarının da öğrenerek öğretmesine bir yol açacağım. 

Güzel bir hayal daha 22 yaşında öğrenerek, öğreterek ve bu sürece katkı sağlayacak sizler ile filizlenecek. Bana bu süreçte destek olmak, bir işin ucundan da siz tutmak isterseniz iletişime geçin – destek olun!

Yeni yazılardan haberdar olmak için bültene abone olun: 

This error message is only visible to WordPress admins

Error: Access Token for berkeyagizsevim is not valid or has expired. Feed will not update.

There's an issue with the Instagram Access Token that you are using. Please obtain a new Access Token on the plugin's Settings page.
If you continue to have an issue with your Access Token then please see this FAQ for more information.

Error: No posts found.

Make sure this account has posts available on instagram.com.

Error: admin-ajax.php test was not successful. Some features may not be available.

Please visit this page to troubleshoot.